medic-563423_1280

Memede Kitle Tespiti İçin Kendi Kendine Meme Muayenesi Ne Zaman Yapılır

Meme dokusu içerisinde yer alan hücrelerin düzensiz, anarşik ve zarar verici olarak çoğalması ile başlar. Zamanla değişime uğrayan meme hücreleri memeye ve tüm vücuda zarar vermeye başlar. Meme kanseri ile mücadelede önemli alan memeden köken alan bu zarar verme potansiyeli olan hücreleri zarar verecek aşmaya gelmeden etkisizleştirmelidir.

Kendi Kendine Meme Muayenesi usulünü kavrayarak sık olarak uyguladığınızda, ender görülen ancak erken tanındığında tedavi şansı yüksek olan bu konser türüyle boşa çıkmak için size düşen görevi yerine getirmiş olacaksınız.

Meme kanserinde erken teşhis yöntemleri, hastanın taşıdığı risk faktörlerine göre değişkenlik gösterir. Bu faktörlerin arasında yaş ilk sırada gelmektedir. Genç yaşlarda görülebilmesine karşın, ileri yaş gruplarında bu risk artar. Bu nedenle ileri yaş gruplarında erken tanı konması için alınması gereken önlemler, erken yaş gruplarından daha farklıdır.

Yirmi yaş grubu, her ayın belirli bir döneminde kendi kendilerini muayene etmelidir. Bu kontrol sırasında meme dokusunda farklılık olup olmadığı araştırılır. Şişkinlik, sertlik benzeri bir değişiklik saplanırsa derhal bir hekime başvurulmalıdır. Bir değişiklik saplanmasa da, üç yılda bir kez hekim tarafından muayene edilmelidirler. Kırk yaş grubu, kendi yapılıkları periyodik muayeneye ek olarak her yıl bir kez hekim tarafından muayene edilmeleri gereklidir. Ayrıca her yıl veya en az iki yıl arayla mamografi çektirmeleri gereklidir. Elli yaş grubu, kadınlar kendilerinin periyodik muayenelerine ve her yıl bir defa hekim muayenesine devam etmeli ve her yıl mamografi çektirmelidir. Kendi kendine meme muayenesi ideal olarak adet döngüsünün 5.-7. günleri arasında, ayda bir kez yapılmalıdır. Menopoz döneminde olan ve adet görmeyen kadınlar ise kendi belirledikleri bir günde bu muayeneyi yapabilirler. Menopoz döneminde kullandıkları harman ilaçları nedeniyle düzenli olarak adet görmeye devam eden kadınlar da yine bu muayeneyi adet döngüsünün 5.-7. günleri arasında yapmalıdırlar. Kendi kendine meme muayenesinde önemli bir sorun ele gelen her sertliğin kitle gibi algılanmasıdır. Bu nedenle özellikle genç hastalarda ilk başlarda doktor kontrolü sonrasında çok sık kendi kendine meme muayenesi önerilir. Meme yapısını ezberleyen el ile memede yeni oluşabilecek kitleler rahatlıkla saplanabilir.

Mamografiden sonra neden meme USG istenebilir?

Meme USG ve mamografi radyolojik olarak meme kitleri tanısında kullanılır. Genç bayanlarda meme dokusunda fibroglandüler alanlar yoğunluktadır. Bu alanlar mamografide beyaz olarak yansır. Memede olabilecek kitleler bu nedenle sadece mamografi ile genç bayanlarda saptanamaz. Bu şekilde yoğun meme dokusu olan (memede yağlanması gelişmemiş) bayanlarda mamografi ve USG tanıda kullanılmalıdır. Yaş arttıkça veya memede yağlı doku oranı arttıkça sadece mamografi ile kitle saptanabilirliği artar. Tek başına mamografi bu durumda taramada ve tanıda kullanılabilir. Memede kitle saptanması sonrasında yaşanacaklar kitlenin adının konması ile yönlendirilir. Memede kitle saptanması ardından radyoloji uzmanı kitleyi sınıflandırmalıdır. Kitle uluslararasında kabul gören BIRADS sınıflaması ile sınıflandırmalıdır. BIRADS III ve IV olarak tanımlanan kitlelerden biyopsi alınmalı ve patoloji sonucuna göre tedavi ve takip programlanmalıdır. Patolojik olarak kötü kitle tanısında cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve hormona terapi alternatifleri vardır. Daha ayrıntılı bilgiler bir  genel cerrahtan alınabilir.

kadın

Meme Kanseri İle Nasıl Mücadele Ederim ?

Monotonluktan sık sık dert yanmamıza rağmen kapımızı bazen sürprizler de çalar. Bunların bazısı acı haber getirir. Meme kanseri gibi… ABD’de her kadından birinin yakalandığı (bizde de durum çok farklı değil) bu kanser türü kadınlarda en fazla rastlanan kanser tipidir. %12,5 oldukça ciddi bir rakamdır.

Eğer olur da meme kanseri kapınızı çalarsa bayrağı teslim etmeye gerek yok. Çünkü meme kanseri diğer kanser çeşitlerine göre olumlu cevap verme oranı yüksek olanlarındandır.

Ergenlikten itibaren kadını kadın yapın hormon olan östrojenin zamana yayılmış yıkıcı etkisi ile meydana gelen tümörlerden bazıları kansere dönüşürler. Genel olarak meme kanserinin iki çeşidi vardır. Süt bezlerinin olduğu loblarda oluşana (lobüler) ve süt kanallarında oluşan (duktal) adı verilir.

Kanser hücreleri yayılımcı değilse endişeye mahal yoktur. Ancak invaziv yani yayılımcı ise ciddi bir tedavi gerekir. Meme kanserinin tedavisi sadece sağlık kuruluğunun kalitesine ve hekimin maharetine bağlı değildir. Meme kanseri ile kişinin kendisi de mücadele etmesi gerekir. Diğer kanser türlerinde olduğu gibi meme kanserinde de moral tedavinin yönünü ve süresini etkiler.

Elbette “Moralini yüksek tut” demesi kolay. Fakat bunu nasıl yapacağız ? İnsanoğlu belirsizlikten korkar, geleceği bilememek, yeterince bilgi sahibi olamamak bir konuda gereğinden fazla kaygıya kapılmamıza neden olur. Meme kanseri hakkında yeterince bilgi toplamak, tedavi öykülerini dinlemek morali bir tık olsun daha yüksekte tutacaktır. Unutmayalım ki meme kanseri tedaviye cevap veren, en azından çabuk ilerlemeyen bir kanser türüdür. Moral yüksek olursa tedavi şansı belirgin nispette artar.

Kanser olduğunu öğrenen kişi ne yapmalı ? Bunu içinde mi saklamalı, (etrafın acıyıcı bakışlarından çekinerek) yoksa derdini bir yerlere mi anlatmalı ?

Elbette ki içindeki acıyı dışarı vurmalı insan. Anlatsın ki rahatlasın, döksün içini, akıtsın irinini. Böyle durumlarda acıyı paylaşacak dost, başını yaslayacak omuz gerekir.

Bir de durumu kabullenmek, çok önemli. Yaşadığını ne inkar, ne de rabbe isyan fayda getirir. Başa bazen talih kuşu konar, bazen de karga gagalar. Hayatın kıvrımlarında karşılaştığımız acı kümeleri en az pembe olanlar kadar gerçektir. Ümitsizlik veya inkar yerine kanseri kabul edip buna göre hareket etmeli.

Kanseri kabul etmek içine kapanmak veya kronik hasta psikolojisine girmek değildir. Eskiden yapılabilen neredeyse her şey meme kanseri olduktan sonra da yapılabilmektedir. Hayata es vermeden yoluna devam etmek lazım.

Olumlu hareket etmek gerekiyor, kansere öfke duymanın hiçbir anlamı yok. Öfke var olan morali de yer bitirir. İyimser ve sakin olmak en iyisi.

Kanser hastalarının yapabileceği en iyi şey belki de sağlıklı beslenip olabildiğince egzersiz yapmaktır. Çünkü bu dönemde bağışıklığı en yüksek seviyeye çekmek, kanserojen etkilerden kaçınmak gerekir.

Kanser hastaları depresyona girmeye meyilli hale gelebilirler. Toplumdan kendini tecrit etmek veya sürekli öfkelenmek daha dramatik etki yapar. Bu nedenle hastaları psikolojik tedavi görmesi de faydalı olacaktır. Çoğu kişi yanlış bir düşünce ile psikoloğa gitmek için ciddi bir sorun arar ve iş ciddileşince, dönülmesi zor evreye gelince yardım ister. Halbuki sırf moral takviyesi yapmak veya derdini anlatmak için bile psikolojik yardım alabilir.

medic-563423_1280

Meme Kanseri Evreleri

Günden güne doğurganlık azalmakta, kadınlar kariyerini sağlamlaştırmayı anneliğin önüne geçirmektedirler. Alkol tüketiminin yaygınlaşması ve sanayi toplumlarına has anti anaç anneliğin yaygınlaşması nedeniyle dünya üzerinde meme kanseri vakalarında ciddi bir artış görülmektedir.

Maalesef ülkemizde de dramatik tablo yaşanmaktadır.

Atatürk’ün hedeflediği muasır medeniyet seviyesini yakalama ülküsünde olan ülkemiz kanser oranlarında Avrupa ve Amerika gibi sağlıksız beslenen, stres yoğun yaşam sürülen ülkeler ile yarışır hale gelmiştir.

Meme kanseri çok yavaş gelişen bir süreç izler. Kanserin sebebi östrojen hormonunun zaman içinde vücutta meydana getirdiği negatif etkilerdir. Kadınlar için gerekli yani olmazsa olmaz niteliğindeki östrojen hormonu “kadınlığın”ı yeterince yaşayamayan kadınlara iğne ile kuyu kazar gibi azar azar ceza verir.

 Nedir Kadınlık ? Günümüzde kadının asıl işi evlenmek ve çocuklara bakmak denilse bu aşağılama olarak görülür. Fakat binlerce yıldır dünya üzerinde varlığını sürdüren kadın ile özdeşleşen şeyler bunlardır.

Hilkate kafa tutmak, yani yaradılış ilkelerine aykırı bir yaşam sürmek meme kanserine neden olmaktadır. Teknolojiden ve modern yaşamdan bihaber gelişmemiş ülkelerde meme kanserin yok denecek kadar az olmasının sebebi bu ülkelerde kadınların daha gençlik çağlarında evlenmeleri ve “mama” nedir bilmeden bebeğini olabildiğine anne sütü ile beslemelidir. Çocuk sayısı fazla olan bu kadınlar başka mevzularda olmasa dahi meme kanseri konusunda gelişmiş ülkelerdeki hemcinslerine nazaran daha avantajlıdırlar. Bilim insanları hamilelik ve bebek emzirmenin meme kanserine karşı koruduğunu tespit etmişlerdir.

Meme Kanseri Evreleri

Gençlik yıllarında ilk yıkımlar başlar. Bu evrede ne bir ağrı ne de göğüste bir kitle görülür. Zaten bu aşamadaki deformasyona kanser denilmez. Çok yavaş ilerleyen –yılları bulan- bu süreçte hücresel bazlı deformasyonlar tümör haline gelir. Gelişim hızı yaklaşık yedi yılda 1 cm şeklinde olup bu standart değildir.

Onkologlar meme kanseri evrelerini 4 kısma ayırırlar. İlk iki evre tedaviye olumlu cevap verilebilen evrelerdir. Hastaların bu evrelerde doktora gelmesi elbette tedaviyi kolaylaştıracaktır. 3. evre kritiktir. 3. Evrenin sonları ve 4. Evre ileri evreler kabul edilir.

Anlattığımız bu evreleme sistemine TNM adı verilir. Evreleri şu üç şey belirler:

Tümör Çapı: Tümör çapı ve büyüme hızı

Hastalıklı Lenf Bezi Sayısı: Tümörler kansere dönüştükten sonra ilk olarak koltuk altı lenf bezlerine sıçrama yaparlar. Bu tür hastalıklı lenf bezi sayısı tespit edilerek meme kanserinin evresi anlaşılır.

Metastaz: Metastaz yayılma, yani kanserin başka organlara sıçramasıdır. Bu sıçrama uzak sıçrama olursa daha tehlikelidir. Kanserin yayılım gösterip göstermediği meme kanserinin ileri derecede olup olmadığını belirler.

woman-424245_640

Meme Kanseri Çeşitleri Nelerdir ?

Ülkemizde son yıllarda adını sıkça duyduğumuz kanser türlerinden birisi olan meme kanserinin türleri hakkında bilgi vereceğiz bu yazımızda.

Meme kanserinin oluştuğu yer itibariyle iki türü bulunmaktadır. Kansere neden olan tümör süt yapılan lobüllerde oluştuysa lobüler karsinom, sütü meme başına taşıyan kanallarda oluştuysa duktal karsinom adı verilir.

Tümörün yayılımcı etki gösterip göstermemesine göre de bir ayrım yapılır. Tümör oluştuğu yerde kalıyor, yayılma eğilimi göstermiyor ise non invaziv, tam tersine yayılma eğilimi gösteriyorsa invaziv şeklinde adlandırılır.

Hal böyle olunca meme kanserinin başlıca 4 türü vardır denilebilir.

Non invaziv (in situ) lobüler karsinom: Meme loblarında oluşan ve yayılım etkisi göstermeyen meme kanseridir. Hastaların endişe etmesine gerek yoktur. Hastanın kanser olduğunu değil sadece kanser riski taşıdığını gösterir.

İnvaziv lobüler karsinom: Meme kanseri hastalarının yüzde onunu oluşturur. Meme loblarında meydana gelen ve yayılım eğilimi gösteren tümör nedeniyle meydana gelir. Hastanın takip ve tedavi edilmesi gerekir.

Non invaziv (yayılımcı olmayan ) duktal karsinom: En fazla görülen meme kanseri türüdür. Tedavisi mümkündür, genellikle pozitif sonuç alınır. Süt kanallarında yayılım etkisi göstermeyen kanser hücreleri nedeniyle oluşur.

İnvaziv duktal karsinom: Meme kanseri genellikle süt kanallarında oluşur. Buna duktal karsinom denir. Bunlardan bazısı yayılma etkisi gösterir ki buna invaziv duktal karsinom denir. Meme kanserinin beşte dördü bu türdendir. Ciddi bir tedavi gerektirir.

Meme Kanserinin Yayılması

Meme kanseri göğüs haricinde koltuk altı lenf bezlerinde de bulunabilir. Kanserli hücre sayısı ve sıçrama hızı kanserin derecesini belirler. Eğer sıçrama uzak organlara olursa tedavi şansı belirgin şekilde azalır. Meme kanseri hücreleri en fazla karaciğer ve akciğere bir de kemiklere yayılır. Kanserin yayılmasına metastaz, yayılmış meme kanserine de metastatik meme kanseri adı verilir.

11-02-41-233_640

Meme Kanseri Tedavisi

Dünyada meme kanseri vakaları giderek artmaktadır. Meme kanseri tedavisi meme cerrahı, tıbbi onkolog ve radyasyon onkoloğundan oluşan bir ekip tarafından yapılmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki meme kanseri tedavisi cerrahi olarak yapılır. En geçerli ve sık kullanılan yöntem ise meme dokusunun hastadan tamamen alınmasıdır.

Bununla birlikte kanser başlangıç safhasında ise memeyi tamamen çıkarıp almak yerine koruyucu tedaviye başlanabilir.

Lumpektomi Nedir ?

Kanser tedavisinde göğüsü tamamen çıkarmak (mastektomi) yerine sadece kanserli bölgenin alınmasına lumpektomi denir. Lumpektomiden sonra radyoterapi ile tedavi desteklenir. Eğer iyi şekilde yapılırsa lumpektomi de mastektomi kadar etkili olur. Bu nedenle sıkça tercih edilmektedir.

Meme kanserinin cerrahi yöntemler ile yapıldığını belirtmiştik. Cerrahi operasyonlardan sonra gerekirse kemoterapi uygulanabilir. Kemoterapinin uygulanması tıbbi onkologlar tarafından gerçekleştirilir.

Hormonterapi meme kanseri tedavisinde kullanılan bir yöntemdir. Gerekirse cerrahi müdahale ve kemoterapiye ilave olarak (veya kemoterapi yerine) hormonterapi kullanılır. Aynı şekilde gerekirse ilave olarak radyoterapi de uygulanır.

Tedavi esnasında hangi metotların uygulanacağı meme kanserine sebep olan tümör kitlesinin boyutları, kanserin koltuk altı lenf bezlerine kadar yayılıp yayılmadığı, tümörün hormon ile ne kadar bağımlı olduğu gibi unsurlar çerçevesinde belirlenir.

Ayrıca genetik yatkınlık da önemlidir. Her2 denilen kanser geninin hastada var olup olmadığı araştırılır. Kemoterapi yapılacaksa, ne zaman yapılacağı da (cerrahi operasyondan önce veya sonra) belirlenmesi gerekir. Bazen kitlenin önce kemoterapi yoluyla ufaltılması ve akabinde operasyon yapılması düşünülebilir.

girl-745281_640

Meme Kanserinde Risk Faktörleri Nelerdir ?

Sanayileşmiş toplumlarda nispeten daha fazla görülen meme kanserinde başlıca risk faktörlerini şu şekilde saymak mümkündür:

Evlenme Yaşı

Uzun eğitim süresi, hayatını garanti altına almak için iş arama ve servet edinme ile geçen süreler kadınlarmzın aleyhine işlemektedir. Evlenme ve çocuk doğurma yaşı arttıkça risk de artmaktadır. 30 yaşından önce çocuk sahibi olmamış kadınlarda meme kanseri riski daha yüksektir.

Adet Görme Dönemi

Meme kanseri oluşumunda östrojen hormonunun tahrip edici etkisi önemli yer etmektedir. Adetini erken görmeye başlayan veya menopoza geç giren kadınlar daha uzun süre östrojen baskısı olacağından risk altındadırlar.

Çocuk Sayısı ve Emzirme

Emzirme süresi ile meme kanseri riski arasında ters orantı vardır. Kadının emzirme süresi ve çocuk sayısı arttıkça meme kanserine yakalanma olasılığı düşüyor.

Doğum Kontrol Hapları

İstenmeyen gebeliğe karşı kadınların yardımcısı olan doğum kontrol hapları maalesef meme kanseri riskini artırmaktadır. 10 yıldan fazla doğum kontrol hapı kullanan kişilerde meme kanseri riskinin yanında kalp krizi riskini artırmaktadır. Sigara + doğum kontrol hapı kullanan kişilerde bu risk daha da yükselmektedir.

Beslenmenin Meme Kanserine Etkisi

Kötü beslenme bir çok hastalık gibi meme kanserinde de olumsuz bir unsurdur. Riski yağlı beslenme artırır. Sebze ağırlıklı beslenenlerde ise daha nadir meme kanseri görülmektedir.

Boy ve Kilo

Ortalama boy ve kiloya sahip kişiler meme kanseri konusunda daha şanslıdır. Kesin sebebi bilinmemekle birlikte uzun boylu kadınlarda meme kanserinin daha fazla görüldüğü saptanmıştır.

Zayıf iken menopoza girince birden fazla kilo almayan, şişmanlayan kadınlarda risk daha fazladır. Genel olarak menopoz sonrası kilosu aşırı artan kadınlarda da risk normale göre daha yüksektir.

Alkol Kullanımı

Sigara gibi alkol kullanımı da meme kanseri riskini artırmaktadır. Çünkü alkol kadınlarda östrojen seviyesini yükseltmektedir.

Meme kanserinden Korunmak İçin Neler Yapılmalıdır ?

Evlenme yaşı geciktirilmemeli, doğan çocuk mümkün olduğu sürece emzirilmelidir. Sebze ağırlıklı beslenmeye dikkat edilmeli, sigara ve alkol alışkanlıkları bırakılmalıdır.

Meme kanseri erken teşhis edildiğinde tedaviye genellikle müspet yanıt veren bir kanser türüdür. Bu nedenle kadınlar periyodik aralıklarla göğüslerini elle yoklayarak kitle olup olmadığını tespit etmeye çalışmalıdır. Şüphelenilen durumlarda mamografi çektirilerek daha net sonuçlar alınabilir.

red-head-767078_640

Meme Kanserinin Belirtileri Nelerdir ?

Kadınların korkulu rüyası olan –özelliklede ailede kanser öyküsü var ise- her sekiz kadından birinin yakalandığı meme kanserinin belirtilerini ve korunmak için neler yapılması gerektiğini paylaşacağız bu yazımızda.

Kadınların sekizde biri demek yüzde onundan fazlası anlamına geliyor. Hal böyle olunca kadınların en fazla yakalandığı kanser meme kanseridir diyebiliriz. Görülme oranı yüksek olsa da öldürücülüğü düşük bir kanser türüdür bu. Teselli veren bir nokta da pankreas kanseri gibi çok hızlı yayılmayıp biraz daha yaşamaya müsaade eden bir kanser çeşidi olması.

Meme kanserine yakalandığını çoğunlukla memede kitle tespit ettikten sonraki kontrollerde anlayan kadınlarımız çoğu kez hastalığın dramatik şekilde ilerlediğini fark ediyorlar.

Kadınlığı temsil eden östrojen hormonunun fazlaca salınmaya başladığı büyüme çağından beri ağır ağır ama sistematik yarattığı yıkıcı etki nedeniyle  oluşuyor. Kaderin bir cilvesi olarak “kadın” olmayı sağlayan hormon verdiği krediyi iyi kullanamayan bireyi sinsi ve sistematik olarak cezalandırıyor.

Hilkatinde aşk ve doğurganlık olan kadın bunu ertelerse veya hakkıyla yaşayamaz ise östrojen tarafından cezalandırılıyor.

Meme kanserinin bir numaralı düşmanı evlenmek, çocuk sahibi olmak ve çocuğunu emzirmek. İş işten geçmeden bunlar yapılırsa yukarıda yer alan ürkütücü istatistikler komik rakamlara dönüşüyor. Bunun aksine evlenmeyi ve çocuk sahibi olmayı geciktirme tabiri caizse çocuğu değil de kariyeri seçenler bu korkuyu yaşamak zorunda.

İşte bu yüzden gelişmemiş ve erken evlenen ülkelerde meme kanseri vakaları oldukça az. Gelişmiş ülkelerde yaşan üniversite mezunu anneler evliliği 35 yaş sonrasına bırakırlarsa ciddi derecede risk almış oluyorlar. Menopozun uzaması da ayrı bir risk faktörü. Kadının doğurganlıktan emekli edilmesi anlamına gelen menopozun sınırlı sayıda faydasından birisi östrojeni azaltması. Bu sayede östrojenin yıkıcı etkisi azalıyor.

Gelişmiş ülkelerde daha fazla meme kanseri görülmesinin sebepleri arasında çay-kahve-alkol-sigara gibi bağışıklık düşürücü alışkanlıklar, stres ve katkılı hazır gıdalar var.

Meme kanserinden korunmak için yapılabilecek basit ama etkili bir yöntem var. Emzirmek…

Emzirerek meme kanserinden bir ölçüde korunabilirsiniz.

Meme Kanserinin Belirtileri Nelerdir ?

Meme kanserinin başlıca belirtisi elle yoklayınca memede kitle hissedilmesidir. Memedeki kitlenin illa ağrı yapması gerekmez, kitle zamanla büyüyorsa bu meme kanserine işaret eder. Memedeki kitlenin büyümesi hızlı olmayabilir.

Meme kanserinin bir belirtisi de meme ucunun hassaslaşmasıdır. Meme ucu ağrıyorsa, dokununca acıyorsa, akıntı oluyorsa bu kanser oluşumunu işaret edebilir. Aynı şekilde meme ucunun içeri dönmesi veya şeklinde deformasyon da bir belirtidir.

Meme şeklinde hafif bozulmalar oluşması, deride tahriş veya kalınlaşma oluşması da kanser belirtisidir. Memeden kanlı akıntı gelmesi kanserin ileri aşamaya geldiğini gösterir. Yukarıda sayılanlar başlangıç veya orta düzeyde karşılaşılabilecek belirtilerdir.

Meme kanserinin belirtileri bunlar olmakla birlikte kanserin başlangıç aşamasında herhangi bir belirti görülmediği de olur. Bu nedenle kadınların periyodik aralıklarla taramadan geçmesi, 40 yaşını geçince bu taramaların sıklaşması gerekir.

Meme Kanseri Nasıl Anlaşılır ?

Meme kanseri başlıca üç şekilde tespit edilir. Birincisi kişinin eliyle yoklayarak memede bir kitlenin var olup olmadığını tespit etmesidir. Meme el ile yoklanarak yukarıdaki belirtiler aranır.

İkinci yol doktor muayenesidir. Kendi kendine muayene hususunda tereddüt yaşayan kişiler doktor muayenesi ile de tanı koyulmasını sağlayabilir. Risk grubunda olmasalar dahi (ailesinde kanserli hasta geçmişi bulunanlar) kadınların yirmi yaşından sonra yılda bir kez doktor muayenesi

Üçünce ve en kesin yol ise meme röntgen filminin çekilmesidir. (Mamografi)

thoughtful-583373_640

Meme Kanseri

Bu makalede meme kanseri nedir, meme kanseri belirtileri nelerdir ve meme kanseri tedavisi nasıl yapılır konusunda bilgiler verilecektir.

Meme kanseri görülme sıklığı nedir ?

Son yıllarda iyiden iyiye kadınlarımızı endişelendiren meme kanseri, en fazla görülen kanser türlerinden birisi belki de zirvede olanıdır. İstatistiklere göre kanser vakalarının yüzde otuzu meme kanseri olup bu her üç kanser vakasının birinin meme kanseri olduğu anlamına gelmektedir.

Bu oran her yerde aynı değildir. Amerika ve Kanada gibi Kuzey Amerika ülkelerinde yüzde ona yakın iken (Bu oldukça yüksek bir kanser oranıdır) Japonya ve Asya ülkelerinde ise yüzde bir yani az doğurgan ve Batı tipi beslenen ülkelerin onda biri gibi oranda görülmektedir.

Meme kanseri oluşumuna etki eden faktörler

Bilinen en büyük sebepler geç yaşta çocuk yapılması ve az sayıda çocuk tercih edilmesidir. Erken veya zamanında evlenen ve çocuğunu emziren kadınlarda risk azalmaktadır. Bunun dışında beslenme ve çevresel etkenler de kanser oluşumuna etki etmektedir. Hazır gıdalar, alkol, düzensiz ve hareketsiz yaşam tarzı genetik olarak meme kanserine yatkın olan kişilerde hastalığı tetikleyebilmektedir.

Araştırmalara göre kalıtımın yani ailesel özelliklerin meme kanseri oluşumunda etkisi yüzde beş ile on arasındadır. Doğumu geciktirmek ve büyük şehirde yaşamak, sanayi mamulü gıdaları fazlaca tüketmek kanser riskini artırmaktadır.

Meme kanseri oluşumunun östrojen hormonu ile alakalı olduğu düşünülmektedir. Bu hormonun meme dokusunu etkilemesi kansere yol açmaktadır. Emzirmek riski azaltırken, menopozun gecikmesi riski artırmaktadır. Risk faktörlerinden birisi de ülkemizde çok görülen şişmanlıktır. Menopoz sonrası kilo alımı kanseri tetikleyebilmektedir.

Meme kanseri belirtileri nelerdir, erken tanı nasıl konur ?

Meme kanserinde genetik faktörler önemlidir. Ailesinde bu hastalığa yakalanan biri olduğunda istatistiklere göre yüzde oniki oranında meme kanseri görülebilir. Bu kişilerin taramadan geçmeleri erken tanı için faydalı olacaktır.

Meme kanserinin en büyük belirtisi memede kitledir. Kişi kendi memesini ayda bir kez veya iki ayda bir kez eliyle yoklayarak kitle olup olmadığını anlayabilir. En iyi muayene zamanı menstruasyon başladıktan dört beş gün sonrasıdır. Bazen bir sertlikten şüphe edilir ama tam olarak emin olunamaz. Sertliğin kitle olup olmadığı zaman geçtikçe azalma-artma durumuna göre anlaşılabilir. Meme kanseri belirtisi olan kitle zaman içinde azalma göstermez.

Meme başı akıntısı da bir belirtidir. Kitle bir santimden büyükse veya meme başı akıntısı oluyorsa kanser taraması yapılması gerekir. 40 yaşına gelindiğinde bu belirtiler olmasa dahi tarama yapmak gerekir.

Meme kanserinde kesin tanı histopatolojik olarak konur. Hekim hastanın kanser öyküsünü dinledikten sonra memede kitle oluşumunu ve görüntüleme sonuçlarını değerlendirir. Kanserin başlangıç safhasında tespit edilen lezyonun kanserli olup olmadığı hakkında tereddüt oluşabilir. Böyle durumlarda biyopsi yani memeden parça alınması yoluna gidilebilir. Fakat kanser değilse gereksiz bir cerrahi işlem yapılmış olur.

Meme kanseri tanısı koyulmasında hastanın kendi kendini muayene edebilme (eliyle yoklama) yetisi büyük önem taşımaktadır. Memedeki kitlenin gelişimini en iyi kişi kendisi bilecek ve doktoru yönlendirecektir, aksi halde teşhis için biyopsi yapılmak zorunda kalınabilir.

Memede lezyon saptanırsa ?

 Memede el ilr fark edilmeyen bir santimetreden küçük lezyon saptanırsa 3 ile 6 ay arasındaki gelişimi izlenir, lezyonun büyüdüğü gözlemlenirse cerrahi müdahale ile çıkartılır.

Meme kanseri tedavisi

Meme kanseri yüzde doksan oranında cerrahi yöntem ile tedavi edilmektedir. Bazılarında ayrıca radyoterapi ve kemoterapi de uygulanmaktadır.

Yukarıda bahsedildiği üzere tedavi memede saptanan lezyon ve kitlenin gelişimi izlenerek karar verilir. Bu kanser türünde teşhisten sonra ilk beş yıl içinde ölüm oranı yüzde yirmi beş civarındadır. Bu oran diğer kanser türlerine göre oldukça olumludur.

 

wood-chain-58713_640

Meme Kanseri Nedir Nasıl Gelişir ?

Bu makalede meme kanseri nedir ve meme kanseri gelişimi nasıldır konularında bilgi verilecektir.

Meme kanseri nedir ?

Göğüs de denilen meme aslında değişime uğrayarak süt üretme kabiliyetine sahip olmuş ter bezidir. Tıp dilinde bu tür bezlere tubuloalveolar bez denilmektedir. İçinde süt üretmeye yarayan lobül sistemi vardır. Bir de üretilen sütü meme başına iletmekle görevli duktus sistemi bulunur.

Sistematik yapısını bu şekilde özetlediğimiz memede bu fonksiyonunu gerçekleştirebilmesini destekleyen bağ ve yağ dokuları, lenfapatik yapı ve sinirler vardır. Bunlar aynı zamanda memeye şekil verir. Hassas sinirler ve yüksek kanlanma yeteneği nedeniyle aynı zamanda ikincil haz organı olarak da işlev görür.

Memeyi oluşturan iki ana sistem olan lobül sistemi ile duktus sisteminin birleştiği yerde bulunan epitelden kaynaklaklanan anormal başkalaşım yani buradaki hücrelerin foksiyonlarının dışına çıkarak görevi bilinmez şekilde kontrolsüz üremeleri meme kanserinin başlangıç noktasını oluşturur.

Meme kanseri gelişimi nasıldır ?

Meme kanserinin evreleri şöyledir. Duktus epiteli ile başlar daha sonra atipik duktal hiperplazi ve daha da sonra duktal karsinoma insitu evrelerinden sonra meme kanseri yani invaziv duktal kanser oluşur.

Bu evreler, yani kanser oluşumu süresi on yılları bulabilir, meme kanseri başlangıç aşamasına gelene kadar yavaş gelişim gösterir.

Kanser başladıktan sonra, ilk başlarda sadece duktus sistemi içinde gelişen kanser zamanı gelince bağ dokuya yayılır. Tümör haline gelen hücreler kan damarları ve lenfatiklere ulaşabildiğinde buradan başka yerlere sıçrama özelliği kazanır.

Yukarıda da bahsedildiği gibi bu süreç oldukça yavaş ilerler, örnek vermek gerekirse bir gram kanser dokusu ancak sekiz senede (yaklaşık bir süre tahminidir) meydana gelir.

Kanser dokularının ne zaman sıçrama gösterdiği hastadan hastaya göre değişebilmektedir. Bazılarında doku fazla büyümeden erkenden sıçramakta, kimi hastalarda ise tümör üç dört santimetre büyüklüğe ulaşmadan yayılma olmamaktadır. Her kanser dokusu da yayılacak, sıçrama yapacak diye bir şey yoktur. Bazılarında kanser hücreleri zamanla büyür ama yayılmaz.

Eğer uzak metastaz, yani meme kanserinin sıçrama yapması gerçekleşirse, meme kanseri ölümcül olur. Kanser gelişiminden habersiz hastalar, kanser teşhisi konulduktan (yayılma gerçekleşirse) sonra beş yıl daha yaşama ihtimalleri bulunmaktadırlar.

Beyin, karaciğer, ve akciğer kanserlerinde ise yayılma gerçekleştikten sonra yaşama süresi bir yıldan azdır.

Özetle meme kanseri vakalarında kritik nokta tümör hücrelerin metastaz yaptığı andır. Yayılma olmadan önce cerrahi tedavi ile kalıcı iyileşme mümkündür. Fakat yayılma gerçekleştikten sonra memedeki kanserli dokunun küretaj yoluyla temizlenmesi bile çare olmamaktadır.

Meme kanseri olan kişilerin yaklaşık onda biri ailesinde kanser geçmişi olan kişilerdir. Bu kişilerin meme kanseri belirtisi olmadan da taramadan geçmeleri gerekmektedir. 40 yaşını geçen kadınlarda görülme oranı daha yüksektir. Menopoza girme süresi uzadıkça risk daha da artar. Fazla kilo ve hareketsiz yaşam da riski artıran faktörlerdir.

Erkeklerde meme kanseri görülme oranı ise kadınların yüzde biri civarındadır.